Yaşar Kemal’in romanlarına yolculuk

Çukurova her yönüyle zengin. Ancak beni oraya Yaşar Kemal’in romanları götürdü. Onu dinledim fotoğraflar çektim. Her yıl mutlaka gidiyorum, heyecan veriyor bana. Çok uzun bir parkur değil. Adana’dan sonra, Ceyhan, oradan İmamoğlu Kozan, Kadirli Anavarza, Hemite güzergahı bir günde geziliyor. Tarihi değerler, tarımsal yaşamın görsel zenginliği, renk renk tarlalar, Toraslar’da yemyeşil ormanlar, yamaçlardan fışkıran buz gibi pınarlar insanı çok etkiliyor. Farklı yerleri görüp, farklı duygular yaşamak isteyenlere ben Çukurova’yı öneririm.
ANAVARZA KALESİ
Kartal yuvasından İnce Memed’in gözleriyle baktım ovaya
Ova dümdüz... Renk renk tarlalar... Karpuz, buğday, pamuk tarlaları peşpeşe. İnsanoğlu toprağı böylesine renklendirmiş Çukurova’da. Kazmaları, kürekleriyle toprağın bağrında çalışanların yanındaki yoldan traktörler homurdanarak geçiyor. Bembeyaz pamuk tarlaları, mis gibi kokan limon ve portakal bahçeleri, nar bahçeleri sıralanıyor ovanın dört bir yanında. Tarımla anılıyor bu kocaman ova. Oysa çok önemli kaleler var içinde. Adana’dan sonra Ceyhan yakınlarına /_np/4451/10984451.jpggeldiğimde Yılan Kale çıktı karşıma. Biraz ilerde Dumlu, daha sonra Kozan Kalesi yükseliyor. İyi ki gelmeden önce biraz kitap karıştırmış ve Çukurova coğrafyasıyla ilgili bilgi edinmişim. Yaşar Kemal’in ilk eseri İnce Memed’den başlayıp, birçok romanında bahsettiği Anavarza Kalesi’nin silüetini uzaktan gördüğümde heyecanım öylesine arttı ki. Ana yoldan çıkıp kaleye yöneldim. İncecik bir yol tarlaların, püsküllü kamışların arasından geçiyordu.
Adana’ya 70 kilometre uzaklıktaki kalenin antik kayıtlarda adı Anazarbos. 9’uncu yüzyılda Asurlular yapmış, MÖ 27’de Roma imparatoru Augustos’un eline geçmiş. Birçok medeniyet geçmiş kaleden, kalıntıları günümüze kadar ulaşmış.
Kalenin ilk kapısına vardığımda fotoğraf makinemi çıkarttım. Anavarza’nın düzlüğünü adımlarken, Yaşar Kemal’in romanları ve kale üzerine diğer okuduklarım bilincimde akmaya başladı. Öyküler, efsaneler bir bir ovanın üstüne düşüyordu. Alabildiğine sıcak vardı ama bildiklerimle gördüklerimin heyecanı yüreğimi ferahlatıyordu. “İşte su kemerleri” dedim içimden. Kral yüzyıllar önce kim suyu önce buraya getirirse kızımı ona vereceğim” demiş. Taşlar sıra sıra her birinin üstünde motifler yüzyıllar öncesinin insanın çekicinden çıkan şekiller. Her birinin anlamı var. Bunları önceden öğrenince, çekilen fotoğraflar anlam kazanıyor.
Yaşar Kemal romanlarında kayanın çevresindeki mor kayaları, kartalları, mis gibi kokan kekikleri öylesine güçlü anlatır ki. Kahramanları at üstünde, yıldırım gibi geçip gider önünden. “Bir atlı geçse ne güzel olur” dedim ve beklemeye başladım. Saatler sonra bir atlı çıktı uzaktan, kalenin önünden yürüyordu. Hemen makineme sarıldım. Kaleyle insan buluşmuş, fotoğrafın duygusu güçlenmişti. Demirciler Çarşısı Cinayeti’nden iki cümle düştü aklıma: “Bindiler de çekip gittiler o iyi insanlar o güzel atlara. O yiğit her birisi kaplan örneği şahinler, o ceren gibi atlara bindiler de başlarını alıp gittiler.” Bir kuş kanat çırptı yanı başımda. Gökyüzüne baktım, Anavarza’nın burçları beni çağırıyordu. Sıcağa aldırmadan tırmanmaya başladı
Yorumlar
Henüz bir yorum yapılmadı. İlk yorum yapan siz olun.