Ufak Tefek Cinayetler

SALI 20.00
Ufak Tefek Cinayetler
UFAK TEFEK CİNAYETLER

Sarmaşık'ın erkekleri anlatıyor!

21.01.2018 12:04 2.546

MERT FIRAT

Dizinin dört kadını çok konuşuldu, onlar üzerinden karakter tahlilleri ve genellemeler yapıldı. Size dört erkeği sormak istiyorum. Bu dört erkeği göz önüne aldığınızda, siz onlar için nasıl bir genelleme yaparsınız?

Ufak Tefek Cinayetler’in kuruluş doğasına baktığınızda aslında hikayenin temelinde dört kadın karakter var. Sekiz başrol olsak da kadınlar üzerinden hareketle ilerleyen bir hikaye. Haliyle de ailelerde kadınlar daha etkin. Erkekler de kadınların durumlarının farkında ve sosyal hayatın içinde onların ne kadar dominant olduklarını biliyorlar. Aslında erkeklerin hayatlarını neredeyse kadınların yönettiklerini söyleyebiliriz dizide. Serhan, diğer erkeklere göre biraz daha sivri ama dördüne genel olarak baktığımızda hepsi ipleri eşlerinin, sevdikleri kadınların ellerine vermişler.

Tiyatro oyunlarınızla, İhtiyaç Haritası’yla gündemdeydiniz zaten ama Serhan karakteriyle sosyal medyada farklı bir boyuta taşındı durum. Nedir Serhan’ın şeytan tüyünün sırrı? Aslında Yıldıray Şahinler’in canlandırdığı Mehmet karakterinden çok farklı değil; o da eşini aldatma yolunda, Mehmet’le aynı durumda olmasa da… Serhan’a bu açıdan neden daha toleranslı seyirci, siz ne düşünüyorsunuz? 

Serhan, Mehmet’e göre daha şeffaf bir karakter. Merve’ye mutsuzluğunu belli ediyor, herhangi bir şey saklamıyor. Bununla birlikte bir baba ve eş olarak, onlarla geçirebileceği zamandan çalıp bu anları Oya ile geçirmiyor. Oya, aslında Serhan’ın biraz da “keşke”si. Değerli bir yerde duruyor ama sınırını biliyor çok iyi. Hayatını ve kaynaklarını bölmüyor eşi ve de Oya arasında. Mehmet ise adeta ikinci bir hayat kuruyor ve bunu bir, bir buçuk yıl sürdürüyor. Tabii tüm bunların ışığında yine de Serhan’ı da savunmuyorum ama yine de dediğiniz gibi izleyici ona bir tık daha toleranslı.

Serhan için Pandora’nın kutusu demişsiniz. Farklı kimlikleriyle bir bir tanışıyoruz. Kızını çok seven bir baba. Fakat aile sevgisinden yoksun büyümüş olmanın verdiği bir boşluk taşıyor içinde, onu doldurmaya çalıştığını görüyoruz. Bu durumu sormak istiyorum size. Her insanın muhtaç olduğu bir şey sevgi. Sevgisizlik nasıl etkiliyor insanları, ne kadar uç noktalara götürebilir, nelere sebep olabilir / oluyor günümüzde sizce?

Aslında her gün isyan ettiğimiz tüm olayların kaynağı sevgisizlik. Kadın cinayetleri, trafikte cinnet anı, iletişimsizlikten kaynaklanan kavgalar ve diğer tüm şiddet olayları sevgisizlik yüzünden gerçekleşiyor. Yalnız sevgisizliği, yeri geldiğinde bağlılık olarak algılıyoruz. Bu da aslında insanı uç noktalara götürebiliyor. İnsanlar sevgi zannettikleri alışkanlıkları koyuyorlar sevgisizliklerin yerine. Bazıları işlerini, bazıları da aşkını koyuyor. Ben de işkoliğim ama bir kaçış değil bu benim için. Planlı bir tercih. Sevgiyi aşkla özdeşleştiriyoruz. Buna bir de alışkanlık eklendiğinde her şey karmakarışık oluyor ve bu da aslında sevgisizliği doğuruyor. Doğada bir çiçeği, bir köpeği, sevdiğin bir filmi, bir adamı veya bir kadını çok seversin. Bunların hepsi sevgidir. Bence öncelikli şey mutlu ve sevgi dolu insanlar yetiştirmek.

Ayrılık kararının zamanlaması da önemli Serhan-Merve-Oya üçgenini düşündüğümüzde. Ayrılık için doğru zaman var mıdır? Başka birini sevdiğinden emin olduğun zaman? Kendinin değiştiğini, artık mutlu olmadığını hissettiğin zaman?

Eğer ilişkinden memnun değilsen gerçekten orada hemen durup durumu karşılıklı gözden geçirip konuşarak yapacak bir şey yoksa iki adım geri gitmen gerekir. Zaman bu kadar değerliyken ve yetmiyorken hiçbirimize; neden başkasının zamanını harcasın ki? Önce içinde yaşadığın o diğer duygudan emin olman gerekir; ondan eminsen içinde bulunduğun ilişkiyi sonlandırıp diğerini yaşamalısın. İlişkideki en doğru ve de önemli unsur netlik. Bundan sonrası da zaten ilişki terapistinin alanına giriyor artık ? Ben de açıkçası merak ederim nasıl cevaplayacağını.

Maddi gücünü, işini ve güvenilirliğini kaybetti karakter son bölümlerde. En savunmasız anlarını yaşıyor. Senaryonun gidişatından çok sizin fikrinizi merak ediyorum. Bu tip bir erkeğin çöktüğü dipten yüzeye çıkacağı konusundaki inancınız nedir?

Yatırımcı veya girişimciyseniz zaten düştüğünüz yerden çıkmak için varsınızdır. O anda analitik düşünür ve de hızlıca sorunu çözmeye odaklanırsınız. Çünkü bilirsiniz ki bu durum sosyal hayatınızda ve ilişkilerinizde nüfuzunuzu sarsacaktır. Bir de bu herkes için geçerli; ne kadar dibe çökerseniz ikinci çıkışınız o kadar sağlam ve kuvvetli olacaktır. En azından o yüksekliğe erişmek için ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz. Murathan Mungan’ın sevdiğim bir sözü vardır; “Türkiye’de her şey olabilirsiniz, rezil olamazsınız.” Haksızlığa uğradığınızda kendinizi doğru anlatabilirseniz o zaman durumu avantajınıza da çevirebilirsiniz. Kriz anında çözmenizden çok, nasıl çözdüğünüz ve onunla baş ettiğiniz önemli. Serhan da yeniden güveni sağlayarak bu durumun içinden çıkıyor.

FERİT AKTUĞ

S:Dizinin dört kadını çok konuşuldu, onlar üzerinden karakter tahlilleri ve genellemeler yapıldı. Size dört erkeği sormak istiyorum. Bu dört erkeği göz önüne aldığınızda, siz onlar için nasıl bir genelleme yaparsınız?

* Bir genelleme yaparsam; Edip huzuru ve sukuneti temsil ediyor, büyük bir haksızlığa uğramış ve bunu bir şekilde sineye çekebilmiş en azından şu ana kadar Serhan daha atak daha heyecan verici bi karakter, isteklerinin arzularının farkında ,Taylan şımarık ve eğlenceli bir adam, gelgitleri meşhur bir arkadaşımız ...ve Mehmet de zaaflarına yenik düşebilen yanlış yöne sapabilen bi karakter olarak geliyor bana ...

S:Taylan dizide parlayan bir karakter oldu, “Herkesin hayatında bir benzeri olan” bir karakter diyorlar onun için. Bir yandan patavatsızlıklarını izlemek istiyoruz, bir yandan da başkası adına utanmak durumunu yaşıyoruz Taylan’la. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz Taylan’ın bu çıkışlarını?

*Taylan sosyal çevresinde politik bir karakter değil ,ağzına geldiği gibi konuşan kendini kasmayan rahat bir tip,eğlenceli bir adam olma peşinde ama eşinin yanındayken tam tersi her hareketini kontrol eden eşinin dominantlığına sığınmış, zaman zaman bundan sıkılan ama keyfinede bakan bir adam .... doğal bir adam... Çok da severek oynuyorum açıkçası...

S:Bir yandan Mehmet’in genç sevgilisiyle ilişkisine özeniyor; Oya hala onu beğensin istiyor ama bir yandan da Pelin’den ödü kopuyor. Yönetilmeye ihtiyaç duyan bir adam. Taylan’ın bu yeri geldiğinde özgüvenli görünse de ‘korkak’ hallerini siz neye bağlıyorsunuz? Oynarken onu bugüne getiren nasıl bir geçmiş kuruyorsunuz zihninizde?

*Herkes beni sevsin benden hoşlansın kafalarında bir adam , hala Oya'nın ondan hoşlandığından nerdeyse emin:)...Pelin 'den ayrılsa nefis bir hayat yaşayacağnı düşünüyor ama ayrılmaya cesareti yok çünkü bir düzen oturtmuş ve bu bozulsun istemiyor yani çelişkilerle dolu bir karakter kafasında gel giti bol bir karakter...Bence yıllar önce Oya tarafından aldatıldığını düşündüğü için Pelin'den ayrılamıyor olabilir Pelin onu aldatmaz çünkü Pelin onu çok seviyor...96 yılında ki aldatılma olayı Taylan’ı çok etkilemiş. Taylan için en önemli şey erkek gururu , bunu eski sevgilisinin Serhan 'la yakınlaşma ihtimali karşısında bile gördük ..ayıp Taylan ayıp....

S:Taylan’ın yediği lokmaya bile karışıyor Pelin. Taylan bir taraftan da onun kıskançlıklarıyla uğraşıyor. Neden bütün bunlar rahatsız etmiyor Taylan’ı? O pek çok erkekte rastladığımız “Düzenim bozulmasın, nasılsa beni bırakamaz” gibi bir güven mi bunun arkasında? Siz nasıl açıklıyorsunuz bu rahat tavırlarını?

*evliliğinden sıkılmış aslında yeni heyecanlar peşinde ama dediğiniz gibi düzenini de bozacak cesareti yok ve eşini de seviyor , Pelin'in onu kıskanması ve sahiplenmesi Taylan'ın erkeklik gururunu okşuyor ve bu Taylan tipi erkekler için yeterli bir mutluluk seviyesi. Sevildiğinden emin , çoluğu çoçuğu eşi işiyle aslında kendini dört dörtlük görüyor sadece evlilik kavramından sıkılmış ve bu da onu sosyal ortamlarda daha eğlenceli olmaya mutluluğu eğlenceyi dışarda aramaya itmiş ...Evde bir tek oğluyla oynarken mutlu ama kendi bunun pek farkında değil.. bu arada kendi söylevleri de hep lafta ,icraatta bir şeyini göremiyoruz...

Yıldıray Şahinler

S:Dizinin dört kadını çok konuşuldu, onlar üzerinden karakter tahlilleri ve genellemeler yapıldı. Size dört erkeği sormak istiyorum. Bu dört erkeği göz önüne aldığınızda, siz onlar için nasıl bir genelleme yaparsınız?

Genellemelerle düşünmeyi sevmem. Özellikle söz konusu olan insansa.Yanıltıcı bulurum. Oynadığım karakteri de genellemelere sığacak biri yapmamayı seçerim. İnsan kendi içinde sürekli değişen ve çelişen bir varlık. Ve çok boyutlu bir yapı. Birkaç sıfata indirgenemeyecek kadar karmaşık. Onun karakterindeki belirleyici unsursa ilkeleri. İnsanın ilkeleri varsa ve bunlara bağılılık gösteriyorsa sağlam bir kişilikten söz edebiliriz. Burada gördüğümüz 4 adamdan Taylan hariç üçü aslındailkelerine bağlı davranmaya çalışıyorlar. Ama her biri kadınlar konusunda başarısız ve tutarsız. Mesela Mehmet de Serhan da çocuklarına çok bağlı ve dışarıdan bakıldığında çok iyi iki baba. Amaçocuklarının anneleriyle ilişkilerinde bu kadar çuvallayınca “çok iyi baba” olunuyor mu? İşte kadınlar konusundaki bu başarısızlıkları onlara bir genelleme yapmamıza ve ortak bir sıfat takmamıza izin veriyor belki: “Sürüklenenler”.

S: Mehmet eşini daha genç bir kadınla aldatıyor. Fakat boşanma sonrasında hem alışık olduğu konforun eksildiğini fark ettikçe hem de eski eşinin güçlendiğini, kendinden bağımsız bir hayat kurduğunu gördükçe kafasında soru işaretleri oluştuğunu, pişmanlıklar yaşadığını görüyoruz. Mehmet’in bu psikolojisini siz bir erkek gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mehmet bir seçim yapmıyor aslında. O sadece bir heyecana kapılıp sürükleniyor. Ruh eşini bulduğu falan yok. Bu sürüklenme hali o konuda ilkelerini oturtmamış olduğundan. Hayatını bir düzene koymanın yeterli olduğunu sanmış. Bence eşiyle ilişkisini oturup eni konu konuşmuşluğu bile yok. O yüzden ezberini bozan en küçük bir cazibe onu kolayca sürükleyebilmiş. Bir erkek olarak kadınında aradığının ne olduğunu kendine sormamış eşiyle de paylaşmamışken bir heyecana yakalanıyor ve sürükleniyor.

S: Başta cazip gelen gençlik, güzellik gibi özellikler ne derece yeterlidir?” sorusunu sordurup, erkekler için bir ders niteliği taşıyor mu sizce Mehmet yaşadıkları? Bu tip yorumlar aldınız mı yoksa erkekler çok da üstünde durmaz mı bu tip derslerin?

“Erkekler şunların üzerinde durur” tarzı genellemelerle de düşünmem.

Ben sadakat gibi, hayat yoldaşlığı gibi kavramlara inanırım ve bunlara bağlıyım. Bu konuda bana benzeyen ve benzemeyen çok erkek tanıdım.

Bence esas sorun toplumda “ilke(prensip)” denen şeyin ne kadar önemlive anlamlı bulunduğu. Eğer insan trafikte ilkesizse, aile yaşamında da ilkesiz olması şaşırtıcı değil.

S: Mehmet çocuklarına iyi bir baba olmaya çalışıyor fakat kızıyla ilişkisi bu yaşananlardan dolayı yara almış durumda. Aldatan erkek figürünün kızıyla ilişkisinde bu güven sarsıntısını tamir şansı var mıdır? Ya da tamir edememe korkusu erkeği aldatma konusunda frenler mi? Bu konuda erkek dünyasıyla ilgili izlenimlerinizi merak ediyorum.

Mehmet ve kızı Nilay birer birey. Dolayısıyla her birey kadar karmaşıklar. Zaman içinde bu aldatma-boşanma sürecinin baba-kız ilişkisine nasıl yansıyacağını bilemeyiz. Heyecan verici olan da bu zaten :) Ama çocukların bu durumdan yara aldıkları çok açık. Bir insan olarak içimi acıtıyor.

S: Sizce Mehmet nasıl kurtulur?

Bence Mehmet’in yaptığı büyük hata, her trajedi kahramanı gibi onu da değiştirdi. Bu büyük değişimin bedelleri de çok büyük ama yine de Mehmet’i olgunlaştırdığını, dünyayı daha derin bir yerden algılamaya başlamasına neden olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla bir oyuncu olarak hayatı yolunda giden mutlu aile babasını oynamaktan da aptal aşığı oynamaktan da daha cazip hale geldi. O yüzden kurtulmasın, çatışsın, bocalasın dursun bence :)

Selim Bayraktar 

S:Dizinin dört kadını çok konuşuldu, onlar üzerinden karakter tahlilleri ve genellemeler yapıldı. Size dört erkeği sormak istiyorum. Bu dört erkeği göz önüne aldığınızda, siz onlar için nasıl bir genelleme yaparsınız?

4 erkeğin en temel ihtiyacı tabi ki hayatlarında erk yerleşimi ihtiyacı aslında. İnsanı insan yapan iki şey vardır biri TUTKU diğeri de ÖNEMSENME yani değerlilik.bu ikisini de elin de tutmak ister ve orda var olur.sanırım bu dört erkek te diğer 4 kadın yada diğer insanlar gibi bu iki kavramın çevresinde hayatlarını yaşamaya ve var olmaya çabalıyorlar.

S: Edip’in seveni, hikayenin en mantıklı, doğru adamı gören de çok, “Arkadaşı görünümüyle Oya’ya aşık aslında, sinsi” diye düşünen de… Bu kadar siyah ya da beyaz değil tabii kimse ama sizce Edip’in yeri neresi bu ‘Sarmaşık’ hikayesinde?

Aslında herkes bu kadar siyah ve beyaz. Bu iki rengin karması olarak yaşamaya devam etsek belki yüceliriz. Evet Edip ne kadar doğru konuşsa da ne kadar düzgün görünse de yani ne kadar beyaz olsa da elbette onun da bir siyah yanı vardır ve belki de bastırılmıştır. İyi olan yarımdır her zaman. Bir gün mutlaka siyah tarafı kendini gösterecektir. Normal olanın, düzende olanın deliliği gösterecektir kendini. Sarmaşık belki daha da karışacaktır.

S: Edip bu kadınlar dolayısıyla işinden, düzeninden olmuş. İnsanların kötülüğünün sınırlarını görmüş, bu hikayenin yaralılarından. Ama Oya’ya uzak durmasını söylese de o da kopamıyor, daha da içlerine karışıyor üstelik. Edip’i düşündüğünüzde siz nasıl görüyorsunuz bu çıkmazı?

İktidardan pay almak değil elbet Edip’in derdi. Edip’in tek çıkmazı Oya. her bir zorluğa ve sıkıntıya ya da bir çatışmaya ancak Oya için girebileceğini biliyor Edip; Oya’ya verdiği emeğin ona duyduğu karşılıksız aşkın çaresiz savaşçısı. Belki de aşkın kandırmacalarının aşkın kendisiyle pek ilgisi yoktur. belki de bu, insanın kendi iç mücadelelerinden kurtulmak için bir başkasının sevgisini zorlama girişimidir.

S:Geçmişin yükünü artık taşımaktan vazgeçip, geçmişte bırakmak daha özgürleştirici bir seçenek böyle bir durumda. Fakat “Söylemesi yapmaktan çok kolay” denilen türden. İntikam alıp içini soğutmak, sorumluların üzüldüğünü görmek hafifletir mi sizce böyle bir durumdaki birini? Siz Edip’in nasıl ilerlemesini isterdiniz? Nasıl mutlu olur Edip’in yerindeki bir insan?

Kendi içine giden yoldan saptıkça artacaktır bu intikam alma hırsı ancak dışarıdaki dünyanın, "gerçek" dünyanın ikiyüzlülüğüne katlanamadığı için kendi iç dünyasında kalmaya çalışacaktır, çoğunlukla kurbanlardan nefret ederiz. İçimizde büyük bir huzursuzluk yaratırlar , kendi içimizdeki kurbandan nefret ettigimiz için duygudaşlık göstermekten utanç duyarız . Nefret , bir zamanlar boyun eğerek kendimizi kurban durumuna sokmuş olmaktan duydugumuz utancın sonucudur . Bu sebepten dolayı Edip intikam almak isteyecektir.

S:Edip ile Oya’nın ilişkisi var bir tarafta. Belki o olaylar hiç yaşanmamış olsa asla öğretmen-öğrenci ilişkisi dışında var olmayacaklardı birbirlerinin hayatında. Benzer yollardan geçmiş, aynı acıları yaşamış olmak ne derece etkili insanları hayatımızda konumlandırdığımız yerlerde sizce? Ya da birini en iyi anlayan kişi, o kişi için doğru insan mıdır, Oya ve Edip üzerinden düşünürsek


Empati, insanlar arası ilişkilerdeki ilk ve temel yolumuzdur. Ama birini anlamak,karşı taraf için doğru insan olma yeterliliğini sağlamaz bence. Edip ve Oya’nın yan yana olmaları bir emek ve bir iftiraya maruz kalmış iki kurbanlığın duygu ve kader özdeşliği.Belki bu Edip için böyle değil.şimdiler de edipin her ne kadar aşık olduğunu düşünsek de aslında o Oya��ya verdiği emeğin bağlılığının yada bağımlılığının esiri.

Star TV